Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı;

"Siyasetin hissesine fondan utanmak, bu kadar fonun hesabını vermek falan düşmediği gibi siyasetin hissesine bir de sanki bu kadar milyarlarca doların kaybında başka işimiz ve mesuliyetimiz yokmuş gibi transferler düştü. İzmir Belediyesi en son biliyorsunuz transfer konusu oldu. Çok da büyük eleştirilere konu oldu.

Siyaset kurumuna güven kalmıyor böyle olduğu için. Çünkü bahse konu isimler kendilerine daha önce 'Efendim AK Parti'ye geçeceğiniz söyleniyor. AK Parti'ye geçecek misiniz? Milyonda bir ihtimal var mı?' diye soruyorlar. 'Milyonda bir ihtimal bile yok.' diyor. Bu herhalde 10 milyonda bir ihtimal oldu yani bu milyon kurtarmadıysa bu 10 milyonda bir ihtimal. Şimdi milyonda bir ihtimal yoktur, peşine de ekliyorlar. Diyorlar ki: 'Eşim beni boşar, anam beni reddeder.'

Şimdi buna rağmen, bu kadar keskin cümlelere rağmen insan bak yapanı ayrı kızıyorum da bu cümleleri duyduktan sonra siyasetin muhatap eğer AK Parti'yse şöyle demesi gerekmiyor mu: 'Ya bırakalım insanları rahat.' Yani şahsiyetleriyle, haysiyetleriyle hayatlarının kalanını yaşasınlar. İnsanları rahat bırakalım demesi gerekmiyor mu? Hükümetin vazifesi sadece, devletimizin başının vazifesi sadece siyasi avantaj kollamak mıdır? Ya siyasetin başı, devletin başı, cumhurun başı, Cumhurbaşkanımız bizim şahsiyetimizi de korumak zorunda değil mi efendim?

Kendi milletinin şahsiyetini de korumak zorunda değil misiniz efendim siz? Elinize ne geçti mesela yakasına rozet taktığınız, daha önce bakan gönderip alamadığınız, Başbakan gönderip alamadığınız, seçmenin gönlünü kazanarak alamadığınız bir şehri böyle alarak hissenize ne geçti efendim sizin tam olarak? AK Parti de kaybetti, siz de kaybettiniz. Bu size de yakışmadı. Ya AK Parti'ye de yakışmadı, siyasete de yakışmadı. Milletin iradesini eğer önemsiyorsanız millet iradesi adına çıktığınız yarışa da yarışmadı, yakışmadı. Sizi millet getirdi, sandıktan getirdi. Herkes sandığa rağmen gelemeyeceğinizi söylüyorken millet sözünü sandıkta söyledi. Siz de sandığa yaslanan bir siyasetçiydiniz. Ne oldu size?

Size ne oldu? 'Siyasete giremez' der- diyenlere sandık gösterdiniz, 'Millet karar verir' dediniz. 'Yasaklanırlar' diye size parmak sallanıyordu, 'Yasak masak dinlemez millet son sözü söyler. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.' diye siyaset yaptınız. Sizin yasaklarınız dahil her yasağınızın arkasında milletinizin iradesi durdu. Siz de bu kadar zamandır bütün gücünüzü millet iradesinden aldınız. Ne oldu size de milletin iradesini böyle boşa düşürmekten artık mahcup olmadan siyaset yapar hale geldiniz? Nasıl oldu?

AK Parti'ye yaramaz. Millet iradesine yaramaz, demokrasiye yaramaz, hiç kimseye yaramaz bu iş. Size bir faydası olmaz, İzmir'e bir faydası olmaz. Nedir bu heves ettikleriniz? Transferlerle ilgileniyorsunuz. Siz bu transferlerle ilgilenirken çocuklarımız yurt dışına transfer oluyor, görmüyor musunuz? Beyin göçümüz var. Siz milletvekili, belediye başkanı transfer ediyorsunuz; bizim alın terimiz yurt dışına transfer oluyor, utanmıyor musunuz? Siz milletvekili, belediye başkanı transfer ediyorsunuz; memlekette sanayiciler yurt dışına transfer oluyor, görmüyor musunuz, anlamıyor musunuz?

Memlekette siyaset esas odaklanması gereken şeyi odaklanıp yapmadığı için, devletin, milletin sorunlarını çözüp ayağa kaldırmadığı için, kendi siyasi avantajını kolladığı için memleket komple transfer oluyor dışarıya. Hayaller, umutlar, emek, alın teri, sanayi... Her şey transfer oluyor. Siyasetin gündemi şu: 'Efendim biz milletvekili transfer edeceğiz, milletin yakalarına rozet takacağız.'

Bütün memleketin yakasına AK Parti rozeti taksanız, bütün belediye başkanları AK Parti rozeti taksa, bütün milletvekilleri sizin partinize geçse, her milletvekilinin yakasında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin rozeti olsa ne geçecek elinize? Enflasyon mu düşecek? Faiz mi düşecek? Bakın sizin böyle hevesleriniz var. Sizin böyle yapacağınıza inansak rozetle olsa bu, bu millet yakasına AK Parti rozeti takardı. Taktı yıllarca, düşüremediniz. Enflasyonu düşüremediniz, faizi düşüremediniz, işsizliği düşüremediniz, yolsuzluğu engelleyemediniz, fakirliği engelleyemediniz. Kalkınmayı sağlayamadınız, adaleti ayağa kaldıramadınız. Memleketi gürül gürül bir memleket haline getiremediniz. 25 yıllık iktidarınızdan sonra hissenize seçimle alamadığınız belediyeleri böyle almak düştü.

Size mahcubiyet olarak bu yeter. Size kem söz etmeye gerek yok, sizin kendiniz yettiniz. Düşmanlık size yeter. Sizin kendi iddialarınız adına çıktığınız yerden bugün geldiğiniz yerde savrulduğunuz yer size eleştiri olarak yeter eğer utanıyorsanız. Biz size ayna tutacağız. Bu aynayı, aynayı size tutuyoruz; kendinizi görün.

Öcalan için, Öcalan için meclisi 2 ay çalıştırdınız. Tatil yapmadınız. Çocuklarınızın katillerini muhatap aldınız. Komisyon gönderdiniz, komisyon kurdunuz. Kandil'deki katiller sürüsüne heyetler gönderdiniz. 2 ayda meclisi tatil etmediniz, dolu dolu mecliste çalıştırdınız. 467 kişi de bir araya geldiniz. Memleketiniz 18,5 milyar dolandırıldı, onun için toplanması gereken meclisi boşalttınız. Boşalttınız!

O fotoğrafları lütfen saklayın. Öcalan için doldurduğunuz meclis fotoğrafını da 18,5 milyar dolandırılmış olduğumuz günlerde meclisin boş fotoğraflarını da saklayın. Onlar sizin hem utanç fotoğrafınız hem de sandıkta hesabını vereceğiniz fotoğraflarınız. O ki meclisi boşalttınız, Anahtar Parti'nin sözü şu: Meclisi boşalttıysanız meclise bir daha gelmeyin, millet meclisi doldursun. Seçim, bu seçim demektir. Millet için toplanamıyorsanız millet kendisi için toplanacak meclisi seçsin!

Bunu, bu iradenizi yahut bu iradesizliğinizi millete saygısızlık sayıyoruz. Milletin hakkının korunması, hakkının konuşulması gereken mecliste fonu konuşmamak için dağıldığınıza göre siz milletinizin hakkını, hukukunu savunamaz durumdasınız. Dolayısıyla millet hakkını, hukukunu koruyacak bir meclisi inşa etsin. Nasıl yapsın? Boşalttığınız meclisi iradesiyle doldursun.

Sandık demektir bu! Millete sırtınızı dönmüşseniz, meclisi de boşaltmışsanız millet meclisi kendi hakkını koruyacak evlatlarıyla dolduracak. Siz meclisi böyle boşalttınız, millet inşallah önümüzdeki seçim Anahtar Parti'nin sorumluluğuyla dolduracak meclisi inşallah.

Bu anayasa meselesine de birleştirmem lazım bunu. Bu sürecin içerisinde Cumhurbaşkanı meclisin açılışında anayasayı da konuştu. Bu meclisin, şu andaki meclisin yani millet dolandırılmış, milletin hakkını konuşmayan meclisin, milletin sorunlarını çözemeyen meclisin millete 'Anayasa lazım, anayasa lazım' diye yaptığı konuşmaları milleti temsil anlamında efendim hakkı görmediğimiz için makul bulmuyoruz. Yani bu meclis anayasa yapamaz. Niye yapamaz? Çünkü geçen seçim anayasayı yapabilme meşruiyeti için milletle yaptığınız mukavelede millete dediğinizin tersini yapıyorsunuz. Siz geçen seçim milletinizi kandırdınız. Geçen seçim milletinize bu, bugün yaptıklarınızın tam tersini söylediniz. Yasamanın meclis iradesini sakatladığı bir yer var. Siz milletinizden Öcalan'ın canına okumak, terörle hesaplaşmak, terör örgütlerine nefes aldırmamak için yetki aldınız. Millet iradesinin meclisine böyle geldiniz. Böyle geldiniz mecliste millete verdiğiniz sözün tam tersine davranıp milletin çocuklarının katilleriyle oturdunuz, onlar ile istişare ettiniz, onlar için toplanıyorsunuz. Dolayısıyla bu anayasayı meclis yapamaz. İki şey yapacaksınız: Ya yaptığınız işi millete soracaksınız ya da milletle mukavele yenileyeceksiniz.

Vali Sözer’den 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde Anlamlı Ziyaretler
Vali Sözer’den 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde Anlamlı Ziyaretler
İçeriği Görüntüle

Bu üç başlık herhalde önümüzdeki dönem çok konuşulacak. Fon meselesi, transferler meselesi, peşine bir de anayasa meselesi. Bütün bunlarda olan bir şey var. Sizin yapmak zorunda olduğunuz halde yapmadıklarınızdan milletin hissesine düşen bir duygu var. Anahtar Parti bu yüzden 'İlkeli siyaset' diyor, Anahtar Parti bu yüzden 'Öngörülebilir siyaset' diyor, Anahtar Parti bu yüzden 'Hesap verebilir, şeffaf yönetim' diyor, Anahtar Parti bu yüzden 'Öngörülebilir bir memleket' diyor. Niçin efendim?

Şimdi siz aslında seçmenin sandığa küsmesine sebep olacak işler yapıyorsunuz. 'Sandıktan ne çıkarsa çıksın alıyorlar' duygusu vermeye çalışıyorsunuz. Seçmen sandığa küserse bundan da sizin de hissenize iyi bir şey düşmeyebilir. Seçmen sandığa küssün istiyorsunuz. Seçmen 'Benim seçtiklerimi bile iktidarda bırakmıyorlar, benim seçtiğim belediye başkanlarını, milletvekillerini bile alıyorlar' duygusuna kapılsın istiyorsunuz. Anahtar Parti, millet iradesinin önümüzdeki dönem muvazaasız, üstüne leke düşmez, milletten başka hiç kimseye hesap vermez tarafını temsil ediyor. Siz de geleceksiniz, biz de geleceğiz. Siz de yürüyeceksiniz, biz de yürüyeceğiz. Bu yürüyüşün sonu sandıkta nihayetlenecik. Millet hakem, millet egemen. Millet son sözü söyleyecek yerde. Fonunuza da yani fon sürecindeki tavrınıza da, siyasi yönetim tarzınıza da, tavrınıza da, kendiniz kendinize yakın olanları korumanıza da, kendinizden olanları himaye edip rakiplerinizi susturmanıza da milletin bir cevabı olacaktır.

Bu siyaset sizin millete hizmet imkanınızdı. Siz devleti kendinizin zannediyorsunuz. Bu siyaset milletin size kendini emanet ettiği bir yetki aslında, yetki teklifiydi. Siz bu yetkiyi milletin hamisi, hakimi olduğunuzu zannederek bugüne getirebildiniz. O yüzden bundan sonra memleketini emanet bilenlerle milletin sahibi olduğunu zannedenler, milletini zengin edecek olanlarla kendi zengin olanlar, akraba, eş, dost kayranlarla milleti kayıracak olanlar arasında bir siyasi mücadele olacak. Bu namus sözümüz olsun milletimize: Bu kamuda 'babalar ve oğullar' dönemine son vereceğiz. Yemin olsun!

O babalar ve oğullar... Böyle saltanat dönemi, hanedanlar yani... Böyle ailelerin bütün, bütün şubeleriyle; kuzenler, yeğenler, evlatlar, damatlar yani... Bütün aileleriyle bürokrasiye çöken, devletin bütün imkanlarını aileleriyle beraber kendi hakkı zanneden bu azgınlığa son vereceğiz, söz veriyoruz. Bu kamuda 'Lale Devri' diye bir şey anlatılır Ottoman tarihinde. Lale Devri, millet açken bu kadar zevküsefayı kendine hak görenlerin dönemini hatırlatmak için tarihimize israfı anlatsın diye, milleti umursamayan yönetimi hatırlatsın diye tespit edilmiş bir isimdir bu: Lale Devri.

Bu Lale Devri'ne hükümetimiz bir de 'Sülale Devri' ekledi. Yani kamuda lale, yönetimde sülale dönemine son vereceğiz."